M. Özgür Atar on X: "Tanzimat’tan beri Türkiye’nin dış politikasının omurgasını oluşturan denge siyaseti, bir zorunluluktan doğmuş ama bir erdeme dönüşmüştür. Kırım Harbi’nde ilk kez sahneye konan bu yaklaşım, İsmet İnönü’nün başarısıyla II. Dünya Savaşı’nda ülkeyi felaketten kurtarmış ve Türk diplomasisinin genetik koduna işlenmiştir.  Güçler arasındaki rekabeti ustaca okuyarak ulusal çıkarları koruma sanatı, bugün de Türkiye’nin uluslararası sistemdeki en güçlü silahlarından biridir. Günümüz Türkiye’sinde denge siyaseti, tarihsel bir zorunluluk olmaktan çıkıp stratejik bir avantaj haline gelmiştir. Bu siyasetin başarısı, bürokratik kadroların yıpratılıp yıpratılmadığına bağlıdır. Eğer geleneksel dengeci tavır korunmuşsa, krizlerde rasyonel, hesaplı adımlar atılacak; ülkeyi felaketten uzak tutacaktır.  Aksi halde, ideolojik sapmalar veya kısa vadeli popülizm dengeyi bozacaktır ve Türkiye’yi daha riskli bir konuma sürükleyecektir."

Tanzimat’tan beri Türkiye’nin dış politikasının omurgasını oluşturan denge siyaseti, bir zorunluluktan doğmuş ama bir erdeme dönüşmüştür. Kırım Harbi’nde ilk kez sahneye konan bu yaklaşım, İsmet İnönü’nün başarısıyla II. Dünya Savaşı’nda ülkeyi felaketten kurtarmış ve Türk diplomasisinin genetik koduna işlenmiştir.  Güçler arasındaki rekabeti ustaca okuyarak ulusal çıkarları koruma sanatı, bugün de Türkiye’nin uluslararası sistemdeki en güçlü silahlarından biridir. Günümüz Türkiye’sinde denge siyaseti, tarihsel bir zorunluluk olmaktan çıkıp stratejik bir avantaj haline gelmiştir. Bu siyasetin başarısı, bürokratik kadroların yıpratılıp yıpratılmadığına bağlıdır. Eğer geleneksel dengeci tavır korunmuşsa, krizlerde rasyonel, hesaplı adımlar atılacak; ülkeyi felaketten uzak tutacaktır.  Aksi halde, ideolojik sapmalar veya kısa vadeli popülizm dengeyi bozacaktır ve Türkiye’yi daha riskli bir konuma sürükleyecektir.